Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 

Pınar Selek ‘Ben dans etmeyi seviyorum’

Cumartesi, 26 Mayıs 2012 09:27 Düzenleyici
Yazdır

Pınar Selek

Ben dans etmeyi seviyorum’

 

 

Hayatı dans ile ifade edebileceğimi düşünüyorum. Sadece anlama ve anlatma değil, müzikle, romanla, bilimle yaşadığımız gerçeği farklı dillerde anlatabiliriz. Ben diller arası dans etmeye karar verdim’

7 Mart Çarşamba günü Hamburg’a gelen Pınar Selek, ‘Yolgeçen Hanı’ adlı romanı ve Türkiyede kendisi ile ilgili 14 yıldır devam eden yargı sürecini ve son gelişmeler kunusunda bilgi verdi. Sorulara İçten, samimi ve kelimeleri süsleme gereği duymadan cevap veren Pinar Selek, ilkokul çağlarından itibaren roman yazmaya başladığını belirterek sözlerine başladı. 2 yıl önce Türkiyeyi terk etmek zorundan kaldığını ve Almanaya geldiğini belirten Selek, şimdi Fransada yaşamını sürdürdüğünü sözlerine ekledi.


14 yıldır devam eden ve 7 mart 2011 günü hakkında devam eden 3 defa berat kararı verılen ancak her defasında savcının dava hakkında yeniden mütalaa vererek ,ağırlaştırılmış müebbet hapis istemi hukuksuzluğu devam ediyor. Hapis, işkence takip ve sürgün bir hayat sürdüren Pinar Selek, hakkında yazılan ve oynanan tüm seneryolara dahil olmayacağını ve bildiği yolda yürümeye devam ettiğini belirtti. Literaturhaus Hamburg”ta, Rosa Luxemburg Stiftung Hamburg - Forum für Analyse, Kritik und Utopie e.V.’ tarafından düzenlenen edebiyat akşamında Yazar, sosyolog Pinar Selek’in, ‘Yolgeçen Hanı’, Almancaya ‘Halbierte Hoffnungen’ adı ile çevrilen romanından bölümler okudu. ‘

Etkinlikte tercümanlık yapan Sabine Adatepe Almanca baskısından, Pınar Selek ise Türkçe baskısından değişik bölümlerin okunduğu Edebiyat akşamında, Carola Ebeling’te moderatörlüğüde gerçekleştirdi Etkinlikte Selek, ‘Ben edebiyata çok erken yaşlarda başladım. İlk romanımı ilkokulda yazdım ondan sonra üniversitenin ilk yıllarında hikaye ödülü aldım. Fakat o kadar çok soru vardı kafamda. Ülkemizde ve Bütün dünyada yaşanan çelişkiler birbirinden farklı değil ve o sorulara cevap vermek zorundaydım. Sorularına cevap buldun mu diye soracak olursanız, hayır bulamadım. Fakat şöyle bir yöntem geliştirdim. Bakmayı, soru sormayı öğrendim. Bir analiz yöntemi geliştirdim sorulara cevap bulmak için kendimi politik ve bilimsel alanda çalışmaktan alıkoyamıyordum.’ dedi Selek, Romanı yazma sürecini şu sözlerle anlattı. ‘iki sene önce Türkiye’yi terketmek ve Almanya’ya gelmek zorunda kaldım Öyle bir acı düştü ki içime tanımını yapamam Acının yoğunluğunu edebiyat üzerinden söylemeyi tercih ettim. Ben Almanya’ya geldikten sonra Trenle bir yerden bir yere gidiyordum, hep yollardaydım. önce Elif çıktı, Sema çıktı, Fikret çıktı. Yani onlarla beraber yazdık romanı. Şimdi gazeteciler soruyorlar edebiyata döndün, artık edebiyata devam edecekmisin diye. Ben dans etmeyi seviyorum. Hayatı dans ile ifade edebileceğimi düşünüyorum: Sadece anlama ve anlatma değil, müzikle, romanla, bilimle yaşadığımız gerçeği farklı dillerde anlatabiliriz. Ben diller arası dans etmeye karar verdim. Türkiye’de benim üç masal kitabım var. Masalcı olarakta biliyorlar beni. Bazı eleştirmen arkadaşlar, ‘Pınar bize yine masal kitabı yazmış’ diyor. Ben de diyorum ki yüreğimizde ki masalı kaybedersek yaşamayız. Romanla biraz daha uzun bir masal yazmış oldum. Masalı yazmayı da yaşamayı da seviyorum. Ramanın İçinde bir umut romanıda var diyorlar. Kendimin de umuda ihtiyacı vardı. İnsanlar nasıl ayakta duruyorsun diyorlar, dayanışma sayesinde, sevgi sayesinde, insanlar sayesinde çünkü çok güzel şeyler görüyorum. Şanslı birisiyim. Güzel şeylere tanık oluyorum.

Direnişlere, sevgiye insanların iyiliğini görüyorum ve yaşıyorum bunu iliklerimde hissediyorum. Şimdi o kadar karamsar bir dünya ki. Kendi dünyamı anlatmak istedim belki de, Umutla ayakta duruyordum. Roman neden 80’li yıllarda başlıyor sorusuna, Selek, 12 Eylülde ben çocuktum. 9 yaşındaydım. Fakat çocukluğum cezaevi kapılarında geçti. Evimiz bütün 12 Eylül tartışmalarının bölgemizdeki merkeziydi, yani dernek gibiydi. Çocuklar çok zeki olurlar denirdi doğruymuş. Çok şey bildiğimi ve anladığımı düşünüyordum. Anlıyorum da. 12 Eylül bu anlamda bana uzak gelmiyor. Eylül sadece o yıllardan ibaret bir zaman değil. Ondan sonraki kuşakları hala etkiliyor. O anlamda bugünü bahsederken bugünü anlamak içinde o zamanda bahsetmek lazım. Bir kuşak gibi görünüyor. Bunun en belirleyici özelliği askeri darbe. Ama ondan sonraki kuşakları da etkilediğini göreceksiniz. Aslında eski dönemin acılarını da anlatıyor roman. Öncesi ve sonrasıyla tüm yaşananlar insanların gündelik hayatlarında karşısına çıkıyor’ şeklinde ifadede bulundu Yaklaşık yüz edebiyat severin katıldığı etkinlikte Yazar Selek, okurlarına kitap imzaladı.